Kalbin Takvimi Başkadır
En Uzun Gün, En Kısa Gece ve İçimizdeki Mevsimler
21 Haziran...
Takvimlere göre yılın en uzun günü, en kısa gecesi.
Güneş gökyüzünde daha uzun süre kalır, akşamlar geç saatlerde karanlığa bürünür. Ancak insan yaşamında zamanın ölçüsü yalnızca takvimler, saatler ya da gökyüzünün hareketleriyle belirlenmez. Günlerin ve gecelerin uzunluğu çoğu zaman yaşanan deneyimlerle şekillenir.
Bir hastane koridorunda sevdiğinden gelecek bir haberi bekleyen kişi için dakikalar ağır ilerler; gece bir türlü sona ermez. Saatler ilerlese de zaman adeta durur. Ağrı, endişe ve özlemle geçen anlar uzadıkça uzar.
Buna karşılık, sevdiklerimizle birlikte olduğumuzda zamanın algısı değişir.
Bir kahve sohbetinde, aile sofrasında, dostlarla paylaşılan bir akşamda ya da çocuklarımızın gülümseyişine dalıp geçtiğimiz birkaç saat içinde zaman hızla akıp gider. O anlarda günün uzunluğu ya da gecenin kısalığı önemini yitirir. Çünkü sevgiyle geçen zamanın ölçüsü yoktur; ne kadar uzun sürerse sürsün hep kısa gelir insana.
Şimdi yaz başladı.
Tarlalarda başaklar altın sarısına döndü. Buğday biçerdöverlerinin sesi ufuklardan duyulmaya başladı. Bir mevsimin emeği, alın teriyle harmanlanıp hasada dönüşüyor.
Yaz; bereket demek, umut demek, yeni başlangıçlar demek...
Ama yaz aynı zamanda yangın mevsimi.
Bir kıvılcım bazen bir tarlayı, bazen bir ormanı, bazen de yılların emeğini kül edebiliyor. Televizyon ekranlarında yükselen dumanları izlerken içimiz de yanıyor.
Fakat insanın en büyük yangınları çoğu zaman dışarıda değil, içinde başlıyor.
Kimi zaman özlemle,
kimi zaman kaygıyla,
kimi zaman kaybettiklerimizin bıraktığı boşlukla,
kimi zaman da söyleyemediklerimizle...
İçimizde taşıdığımız bazı ateşler vardır ki ne yağmur söndürebilir ne de rüzgâr.
Belki de hayat dediğimiz şey; dışımızdaki mevsimlerle içimizdeki mevsimler arasında kurduğumuz dengeden ibarettir.
Bugün yılın en uzun günü olabilir.
Ama sevdiklerimiz yanımızdaysa bir göz açıp kapayıncaya kadar geçecektir.
Bugün yılın en kısa gecesi olabilir.
Ama özlem içindeysek sabaha ulaşmak bir ömür kadar sürecektir.
Bu yüzden günlerin ve gecelerin uzunluğunu gökyüzüne bırakıp, yaşadığımız anların kıymetini bilmek gerekiyor.
Çünkü sonunda hatırlayacağımız şey, güneşin kaç saat gökyüzünde kaldığı değil; o gün kalbimizin kimlerle birlikte attığı olacak.
Yazın ilk günlerinde dileğim; tarlalardaki başakların bereketle toplanması, ormanlarımızın yeşil kalması ve hepimizin içindeki yangınların yerini huzura bırakmasıdır.
Güneş uzun süre gökyüzünde kalabilir...
Ama insanın içini aydınlatan asıl ışık, sevdiklerinin varlığıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder