Evimizin Prensesine


Evimizin Prensesine...

Bazı günler vardır; aradan yıllar geçse de hafızalarda ilk günkü canlılığını korur.

13 Haziran 2026, ailemiz için böyle özel bir gündü.

Aylar süren hazırlıkların, heyecanın, emeğin ve duaların ardından kızımızı yeni hayatına uğurladık.

Sabah uyandığımızda gökyüzü bulutluydu.

Sanki o da bu anlamlı günün heyecanını paylaşıyordu.

İçimizde tarif edilmesi güç duygular vardı.

Bir yanımız büyük bir mutlulukla dolarken, diğer yanımız yılların nasıl bu kadar hızlı geçtiğini düşünüyordu.

Zaman ilerledikçe gökyüzü de yavaş yavaş aydınlandı.

Bulutlar dağıldı ve yerini ışıl ışıl bir bahar gününe bıraktı.

Tıpkı içimizdeki duygular gibi...

Sanki Rabbim, bu güzel günün hatırına gökyüzünü de aydınlatmıştı.

O gün yalnızca bir düğün gerçekleştirilmedi.

Bir ömür boyunca biriktirilen anılar, emekler ve sevgiler yeni bir başlangıca eşlik etti.

Küçücük ellerinden tutup yürümeyi öğrettiğimiz kızımız, artık kendi hayat yolculuğuna adım attı.

İlk adımlarını hatırladım.

İlk kez “anne” deyişini...

İlk okul gününü...

Başarılarını...

Hayal kırıklıklarını...

Gözyaşlarını...

Kahkahalarını...

Bir annenin yüreğinde yıllar, bir film şeridi gibi gözler önünden geçebiliyormuş.

Onu gelinliği içinde izlerken bunu bir kez daha derinden hissettim.

Artık yalnızca bizim kızımız değil;

kendi yuvasını kuran, kendi hikâyesini yazmaya başlayan genç bir bireydi.

İşte o an, anneliğin en güzel ve en zor yanını aynı anda yaşadım.

Bırakmayı...

Ama bağları koparmamayı...

Uğurlamayı...

Ama sevgiyi eksiltmemeyi...

Çünkü sevgi, mesafelerle azalmaz.

Aksine güçlenir ve büyür.

O gün aile büyüklerimizin, akrabalarımızın, dostlarımızın ve sevdiklerimizin yanımızda olması mutluluğumuzu daha da anlamlı kıldı.

Her sarılışta bir hatıra vardı.

Her tebessümde yılların dostluğu...

Her güzel dilekte içten bir dua...

Kalabalığın içinde zaman zaman durup etrafa baktım.

Ve şunu düşündüm:

Bir insanın gerçek zenginliği, böylesine özel günlerde yanında olan insanlardır.

Bugün ailemiz yeni bir başlangıcın heyecanını yaşıyor.

Artık kızımızın, hayat yolculuğunda ona destek olacak, mutluluğunu paylaşacak ve yanında duracak bir ailesi daha var.

Bu düşünce içimizi huzur ve güvenle dolduruyor.

Elbette bir annenin yüreği kolay alışmıyor.

Odasında kalan küçük izlere baktığımda, yıllardır alıştığımız sesini özleyeceğimizi biliyorum.

Ancak biliyorum ki gerçek mutluluk, çocuklarımızın mutluluğunda saklıdır.

Şimdi onun önünde yeni bir yol uzanıyor.

Yeni hayaller...

Yeni umutlar...

Yeni anılar...

Yeni bir hayat...

Canım kızım...

Nereye gidersen git, hangi şehirde yaşarsan yaşa, hayat seni hangi yaşlara taşırsa taşısın...

Bu evde senin yerin de, odan da, annenin kalbi de daima aynı kalacak.

Yolun sevgiyle dolsun.

Evin huzurla dolsun.

Kalbin umutla dolsun.

Ve yüzündeki o güzel gülümseme hiç eksilmesin.

Çünkü sen bizim evimizin prensesiydin.

Bugün de öylesin.

Yarın da öyle kalacaksın.

Seni çok seviyoruz...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ağrıdan Şükre Uzanan Yol: 4. Gün Notları

Alçıya Geçen 42 Gün

Alçının Çıktığı Gün ve Bir Annenin Kalbi