📖 4. Gün: Kendime Nazik Olmayı Öğreniyorum 21 Nisan 2026 – Edirne 17 Nisan’da başlayan kırık sürecinin bugün 4. günü… Sağ kolum hâlâ hassas, hareketlerim sınırlı. Ama ben hâlâ buradayım. Ve iyileşiyorum. 🌿 Bugünün duygusu: Sabır ve kabulleniş Bugün kendime şunu söyledim: “Her şey hemen düzelmek zorunda değil.” Zor olan; acıyı değil, sabretmeyi öğrenmek. Ama her geçen gün biraz daha alışıyorum. Kendime daha yumuşak davranmayı öğreniyorum. 💪 Bugünün fiziksel yönergeleri (kendim için notlar): ✔️ Kolumu kalp seviyesinden biraz yukarıda tutmaya çalış ✔️ Ani hareketlerden kaçın ✔️ Parmaklarımı nazikçe hareket ettir (kan dolaşımı için) ✔️ Ağrı arttığında dinlenmeyi erteleme ✔️ Gereksiz zorlamalardan kaçın (özellikle tek elle yük taşımak) ✔️ İlaç saatlerini aksatma 🟡 Küçük hareketler = büyük iyileşme 💭 Bugünün farkındalığı: İnsan iki eliyle yapabildiği şeyleri tek elle yapmaya başlayınca… hayat yavaşlıyor. Ama belki de bu yavaşlık, kendimizi duymamız için bir fırsat. 💛 Kendim...
Alçıyla Geçen 42 Gün Bugün alçıyla birlikte geçirdiğimiz 42. gün... Kurban Bayramı bitti. Bayram ziyaretleri, dualar, sofralar, sevdiklerimizle geçirilen güzel anlar geride kaldı. Ancak benim için zaman biraz farklı aktı. Çünkü bayram da dahil olmak üzere son 42 gündür sağ kolumla birlikte bir misafiri taşıyorum: Alçımı... İlk günlerde yaşadığım korku ve belirsizlik zamanla yerini sabra bıraktı. Tokat'ta yaşadığım kaza sonrasında iki kez yerine oturtulan kırık kemiklerimin iyileşmesi için bu alçıya ihtiyaç olduğunu biliyordum. Bu düşünce bana güç verdi. Fakat günler ilerledikçe işler değişmeye başladı. Kolumun hareket kabiliyeti azaldı. Kaslarım güçsüzleşti. İlk zamanlar koruyucu gibi hissettiren alçı, artık ağırlaşmaya başladı. Özellikle son günlerde sıcak havaların da etkisiyle kolum daha fazla şişiyor, ağrıyor ve yoruluyor. Alçının altında oluşan kaşıntılar bazen dayanılması zor bir hâl alıyor. Geceleri uykuya dalmak kolay olmuyor. Gün içinde yaptığım en küçük iş bil...
Alçının Çıktığı Gün ve Bir Annenin Kalbi 1 Haziran 2026 Pazartesi... Tam 45 gün sonra alçım çıkarıldı. Bu anı uzun zamandır bekliyordum. Kendimi özgürlüğüne kavuşmuş bir kuş gibi hissedeceğimi düşünüyordum. Ancak hayat, bazen beklediğimiz duygular yerine bizi farklı gerçeklerle karşılaştırabiliyor. Alçı çıkarıldıktan sonra sağ elime dikkatle baktım. Sanki bana ait değilmiş gibiydi. Parmaklarım şişmiş, bileğim ise uzun süre hareketsiz kalmanın etkisiyle eski işlevini kaybetmişti. Elim, görevini unutmuş gibiydi; neyi nasıl tutacağını, nasıl hareket edeceğini yeniden öğrenmesi gerekiyordu. 45 gün boyunca sessizce beklemişti. Kaslar zayıflamış, eklemler sertleşmiş, parmaklar adeta birbirinden uzaklaşmıştı. Bir bardak tutmak, düğme iliklemek, saçımı düzeltmek... Bir zamanlar hiç düşünmeden yaptığım günlük işler artık küçük ama önemli mücadelelere dönüşmüştü. Fiziksel ağrı hissediyordum. Ancak en çok da sabrım sınanıyordu. Tam da bu süreçte hayat bana bambaşka duygular yaşatıyord...
Yorumlar
Yorum Gönder