Alçının İçinde Geçen Günler…
Bugün sağ el bileğimin alçıda kalışının 25. günü…
Takvim ilerliyor ama bazen zaman hiç geçmiyormuş gibi geliyor.
Geceleri zonklayan ağrılar, kolumu koruma telaşı, en basit işi bile yaparken yaşadığım zorluklar…
İnsan, sağlığın kıymetini en çok kaybetmeye yaklaşınca anlıyormuş.
Doktorum 1 Haziran’da alçının çıkacağını söyledi.
Bu cümle umut gibi geliyor kulağıma.
Ama bazen içimdeki yorgunluk, umudun önüne geçiyor.
Çünkü sadece kemiğim değil, ruhum da yoruldu.
Bir öğretmen olarak üretmeye, koşmaya, yetişmeye alışmış biriyim.
Şimdi ise bir bardağı dikkatle taşımak bile mücadele gibi…
En çok da bağımsızlığımı özlüyorum.
“Ben yaparım” dediğim şeylerin bir anda zorlaşmasını kabullenmek kolay değilmiş.
Ama hayat, en önemli günleri bazen en zor zamanların içine bırakıyor…
6 Haziran’da kızımın nikâhı var.
13 Haziran’da düğünü…
Bir anne için tarif edilmesi zor duygular bunlar.
Hem büyük bir mutluluk hem de içimde sessiz bir hüzün taşıyorum.
Kızım yeni bir hayata adım atarken ben alçının içinde sabrı öğreniyorum.
Bazen düşünüyorum…
Acaba o gün geldiğinde kolumdaki ağrı geçmiş olacak mı?
Onun elini rahatça tutabilecek miyim?
Sarılırken canım yanacak mı?
Sonra kendime şunu hatırlatıyorum:
Bir annenin sevgisi, kırıklardan daha güçlüdür.
Bu süreç bana şunu öğretti:
İnsan bazen güçlü görünür ama içten içe yorulabilir.
Ve moral de en az kemik kadar iyileşmeye ihtiyaç duyar.
Belki bugün canım acıyor…
Belki hâlâ zorlanıyorum…
Ama biliyorum ki bu günler de geçecek.
Alçı çıkacak.
Kemik kaynayacak.
Ve ben kızımın en güzel gününde, gözlerimde mutluluk gözyaşlarıyla yanında olacağım.
Çünkü bazı acılar geçerken insana sabrı, sevgiyi ve hayatın gerçek değerini öğretir.
Yorumlar
Yorum Gönder